Bireysel başvuru; kamu gücünün işlemi, eylemi ya da ihmali nedeniyle Anayasa'da güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerden birinin ihlal edildiği iddiasının incelendiği bir denetim yoludur. Bu yol, derece mahkemesi kararlarını isabet yönünden yeniden ele alan bir üst basamak değildir; inceleme, ihlal iddiasının dayandığı hakla sınırlı kalır. Delillerin takdiri ve kanun hükümlerinin yorumu kural olarak derece mahkemelerine aittir; bu değerlendirmeler ancak temel hakları etkileyen açık bir keyfîlik ya da bariz takdir hatası taşıdığında başvuruya konu olabilir.
Güvence altına alınan hakların çerçevesi
Başvuruya konu edilebilecek haklar, Anayasa'da yer alan ve aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile Türkiye'nin taraf olduğu ek protokoller kapsamında bulunan hak ve özgürlüklerdir. Yaşam hakkı, işkence ve kötü muamele yasağı, kişi özgürlüğü ve güvenliği, adil yargılanma hakkı, özel hayata ve aile hayatına saygı, ifade özgürlüğü, din ve vicdan özgürlüğü, toplantı ve örgütlenme özgürlüğü, mülkiyet hakkı ile ayrımcılık yasağı bu çerçevede sık gündeme gelen başlıklardır. Yalnızca Anayasa'da bulunup Sözleşme kapsamında karşılığı olmayan bir hakka dayanan başvurular ise konu bakımından yetki dışında kalabilir.
Kamu gücü kavramı
Müdahalenin kaynağı bir kamu gücü kullanımı olmalıdır: yasama işlemi, idari işlem veya eylem ya da yargı kararı. Kişiler arasındaki özel hukuk ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklar doğrudan başvuru konusu yapılamaz; bu uyuşmazlıkları çözen yargı kararlarının temel haklara etkisi ise incelenebilir. Devletin bazı hakları koruma yönündeki pozitif yükümlülüklerini yerine getirmemesi, yani hareketsiz kalması da ihlal iddiasına dayanak oluşturabilir.
İkincillik ilkesi
Temel hakların korunması öncelikle idarenin ve derece mahkemelerinin görevidir. Anayasal denetim, bu imkânlar tüketildikten ve sonuç alınamadıktan sonra devreye girer. İkincillik ilkesi yalnızca sıralamayı değil, incelemenin derinliğini de belirler: ulusal merciler ihlal iddiasını gerçekten ele almış ve gerekçeli biçimde karşılamışsa, aynı tartışmanın baştan yapılması beklenmez.
Kapsam dışında kalan başvurular
Anayasa'da yer almayan ya da Sözleşme kapsamına girmeyen taleplere ilişkin başvurular, doğrudan bir kanun hükmüne yöneltilen soyut şikâyetler ve yalnızca sonucun beğenilmemesine dayanan başvurular kapsam dışında kalır. Yasama işlemleri ile düzenleyici idari işlemlere karşı doğrudan başvuru da kural olarak mümkün değildir; bu işlemlerin uygulanmasından doğan somut bir müdahalenin gösterilmesi gerekir. Bu sayfadaki anlatım genel bilgilendirme amacı taşır; her başvuru kendi olgu örgüsü ve karar geçmişi içinde ayrıca değerlendirilir.